Diana Taurasi dünya üzerindeki en büyük kadın basketbolculardan. Kadın basketbolunu pek takip etmem ama Taurasi ismi bir hamlede gelir aklıma. Sene başında Fenerbahçe'ye transfer olduğunda baya olay olmuştu. Sezona da fırtına gibi başladı süperstar.
TKBL İstatistikleri: 14,57 sayı - 5,1 rebound - 4,1 asist - 0,7 blok - 1,6 top çalma
Euroleague İstatistikleri: 24,6 sayı - 5,4 rebound - 4,7 asist
Yukardaki ortalamalar öyle kolay tutturulacak, yapılacak şeyler değil elbette. Bu ortalamalar Taurasi'nin ne kadar önemi bir isim olduğunu gözümüzün içine sokuyor. Ancak 2 haftadır ilginç haberlere konu oluyor süperstar. Önce takım arkadaşı Penny Taylor'la ilişkisi olduğu yazıldı, çizildi. Sonra bu ilişki yüzünden Fenerbahçe tarafından kadro dışı bırakıldığı, ama işin aslı Ümit Avcı'nın Milliyet'te yaptığı haberde ortaya çıktı. Taurasi dopingli çıkmış ve B numunesi açılıp sonuç kesinleşene kadar oynatılmama kararı alınmıştı.
Tam bu noktada biraz raydan çıkalım. İki sene önce final serisinde Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker'i 2-0'dan gelip 4-2 yenmişti. O seri sonucunda Kerem Gönlüm ve Mario Kasun'da yasaklı maddeye rastlandı (Kasun'un ki yasal sınır içinde olmasına rağmen açıklandı). Fenerbahçe cephesinden büyük tepkiler geldi, basın toplantıları ve resmi açıklamalar arka arkaya yapıldı. Efes Pilsen'in bu olayı organize gerçekleştirdiği açıkca dillendirildi. Bunun üzerine basına demeç vermekten her zaman kaçınan Tuncay Özilhan bile basın toplantısı yapmak zorunda kaldı. Şekip Mosturoğlu ve Nedim Karakaş Efes Pilsen'in küme düşürülmesi gerektiğini bile söylediler. Taraftarlar her Efes Pilsen maçında dönemin head coachu Ergin Ataman ve Kerem Gönlüm aleyhine onur kırıcı ifadeler kullandı.
Bugün geldiğimiz noktada, Taurasi olayının üstünün örtüldüğü aşikar. Haberi yapılmaması soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Resmi ağız olarak sadece Aziz Yıldırım 'kızcağız bilinçli bir şey yapmamış' dedi, Ntvspor'da. 2 yıl önce kameralar önünde herkese ahlak dersi veren Şekip Mosturoğlu ve Nedim Karakaş susmayı tercih ettiler. Dün daha da ilginç bir olay duydum; Penny Taylor son lig maçından sonra doping kontrolü için idrar numunesi vermeyi reddetmiş. Kulüp ve federasyon yetkilileri oyuncuya, numunelerini Köln'de test ettirecekleri garantisini verdikten sonra Taylor numune vermiş. Bu olayı Taurasi savunmasında emsal gösterecek ve Türkiye'deki doping kontrol merkezinin (Hacettepe) güvenilmez olduğunu ileri sürecekmiş. Anlayacağınız olaylar iyice entresan bir hal almaya başladı. Peki federasyon yetkililerinin asli vazifesi doping kontrolü için numune almak mıdır, yoksa numune vermeyen sporcuyu çeşiti vaadlerle ikne etmek midir? Antrenmanda olduğu için numune veremeyen Süreyya Ayhan bu yüzden süründürülmedi mi?
Ben Fenerbahçe camiasından Kerem Gönlüm olayında gösterdikleri hassasiyeti göstermelerini beklerdim açıkcası. O olay aylarca yazılı ve görsel basını meşgul etmişti ama Taurasi olayı haber niteliği taşımıyor sanırım. Belki de basın mensupları Noel rehavetinden henüz çıkamamışlardır. Bu arada unutmadan bu haberi yapan Ümit Avcı'yı herşeyden bağımsız olarak en içten dileklerimle tebrik ediyorum.


