Sayfalar

2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Manchester United 1 - 0 Galatasaray



40. saniyede Alman penaltıyı verebilse bu yazı çok başka bir halde olabilirdi. Amiyane tabirle "götü yemedi". Halbuki diğer götü yemediği 90+2'deki penaltıdan daha tehlikesizdi 40. saniyedeki penaltıyı Manchester'ın çıkarabailme ihtimali çok daha yüksekti. Bize 2 kere vermediği penaltıyı ev sahibine tereddütsüz verebildi ama... O penaltının gol olmayacağına inanmayan Galatasaraylı var mıydı acaba? Maçın kırılma anı olsun dedik ama bir türlü kıramadık maçı. Önce Alman sonra direk izin vermedi. Bu seviyedeki bir turnuvada hakem konuşuyor olmak da ayrı bir saçmalık.


Maç başlamadan kadro açıklandığında Dany ve Burak tercihleri garip gelmişti. Dany oyunu ile bu tercihin haklı olduğunu gösterdi ama Burak bu maçta istediği/miz oyunu ortaya koyamadı. Tabi Dany'nin - ve tabi ki Semih'in - bu başarılı performansı ve Burak'ın göremediğimiz oyununun ortak sebebi orta saha direncinin çok düşük olmasıydı. Yol geçen hanı tabiri çok kullanılır bu gibi durumlarda ama en güzel uyduğu maçlardan biriydi. Melo'nun geçen seneki pitbull halinden uzakta olması Amrabat ve Hamit'in savunmaya yardım etmemeleri, ağırlıklı olarak ilk yarıda ve maçın genelinde Hakan Balta'nın kanadının Valencia tarafından otobana çevrilmesine neden oldu. Özellikle Kagawa'nın her topu çok rahat alması ve dağıtması savunmadaki bocalamanın en büyük sebeplerinden biriydi. Semih - Dany ikilisi maç boyunca çok iyi direndiler, sadece 1 kez kaçırdılar o da gol oldu. Bu seviyede 1 kere bile hata yapma lüksü yok, elalem bakmıyor gözünün yaşına.


Meşhur Fenerbahçe balı vardır bilirsiniz, bu maçta o balı ManU'ya vermişler anlaşılan. Amrabat'ın Tanju'ya selam çaktığı plasesi, Hamit'in direğin dibine giden şutu ve Selçuk'un kaleciyi sündüren kafasının içeri değil de dışarı gitmesinin başka mantıklı bir açıklaması olamaz.

Genel olarak kafa kafaya bir maç oldu. %52 - %48 topla oynama oranı, verilen verilmeyen penaltılar, girilen pozisyonlar, direkten dönen, kaleciler tarafından çıkarılan toplar...


Takımın çok büyük bir bölümünün ilk Şampiyonlar Ligi maçını oynuyor olmasını da unutmamak lazım. Melo, Eboue ve Hamit dışında bu heyecanı tadan Galatasaraylı yoktu dün. Şanslarına ilk maçları da Düşler Sahnesi'ndeydi. Düşler Sahnesi adı ama dün Ali Sami Yen'den farkı yoktu. 4 bin civarı Galatasaraylı maç boyu Aslanları evinde hissettirdi.

İmparator tem bir İngiliz Beyefendisi gibiydi.

Kaybedilmesi normal şartlarda koymayacak bir maçtı ama bu şekilde kaybedince koyuyor işte. En azından 1 puandı maçın hakkı ama bu oyunda topu çerçeveden geçiren haklı...

Galatasaray 3 - 2 Fenerbahçe (Varan 1)



Yazmaya yazmaya yazmayı unutmuşum, bir yerden başlayalım bakalım gerisi gelir herhalde.

Hazırlık döneminde izleme fırsatım olmamıştı takımı. Bu maç öncesi sadece yazılanlardan aklımda kalanlar vardı takımla ilgili. Bendeki sorular ise forvette kim nasıl oynayacak? Melo'suz orta saha nasıl olacak? ve Yeni transferler ne durumda? idi.

Forvette Umut ve Elmander Hakan Şükür X 2 press gücü yaratınca ilk yarıda çok fazla net pozisyon yakalandı. Fener Balı devredeydi evet ama burada - FM tabiriyle - finishingi yüksek bir striker ihtiyacı olduğu açıkça çıktı ortaya. Elmander'in Bekir'in geri pasında kaptığı topu gol yapamayan Umut ve bire birde topu dışarı atan Elmander bize bu sene çok saç baş yoldurur gibi görünüyor. Her iki pozisyonu da Necati yazardı tabelaya diye düşünüyorum.

Melo'suz orta saha balkonsuz eve benzer demeyeceğim ama etkisini yeterince hissetirmediği kesin. Selçuk kendi ceza yayına kadar gelip top almak zorunda kalmasına rağmen Umut'a 2 adrese teslim asist yaptı ki Melo olsaydı bunların sayısı muhtemelen artardı.

Yeni transferlere gelecek olursak; Dany bir Ujfalusi değil belki ama özellikle ligde Ujfa'yı dinlendirebilecek iyi bir yedek olur gibi geldi bana. Şampiyonlar ligi için yeterli değil (şimdilik diyerek cümleyi açık bırakalım). Hamit boşa geçen bir sezonun etkilerini atmaya çalışıyor üzerinden. İyi ya da kötü bir izlenim edinemedim ama adı Hamit Altıntop illa ki faydalı olacaktır. Umut gecenin adamıydı. 2 gol attı ve penaltıyı da yaptırdı. Tek başına Bekir ve Egemen'i hallaç pamuğu gibi attı. Elmander ile öldürücü bir press gücü oluşturdular ama ah bir de yakaladı mı affetmese. Amrabat son 20 dakika oynadı ve o girdiğinde 10 kişi olmamıza rağmen kendine uygun alanları buldu ve 2 tane asiste yakın top verdi ki birini Aydın yine bir Fenerbahçe maçında kaçırdığının karbon kopyası şeklinde değerlendiremedi. Kendisini gösterbe çabası içinde, çok fazla kasmasına gerek de yok aslında. Oyununu oynasın yeter. Taraftar zaten çoktan sahiplendi Amrabat'ı.

Gecenin olayına gelirsek, Engin'in hareketi hiçbir mantıklı gerekçe ile açıklanamaz. Hakem kötü yönetti evet ama bu bir bahane olamaz yaptığı harekete. Fatih Terim'den cezasını bulacaktır zaten. Bize bekleyip görmek düşer.

Cüneyt Çakır için ise söylenecek bir şey yok. 1 ay önce Avrupa Şampiyonasında yarı final yönet sonra gel süper kupayı yöneteme. Çok etkide kaldığı açık. Yurtiçinde büyük maçları kaldıracak kapasitede değil. Yetenek olarak değil mental olarak. O yüzden de Süper Lig'de 4 Büyüklerin (adı kaldı yadigar, tek büyük var o da Galatasaray) maçlarına verilmemesi kendisi için hayırlı olacaktır.

Sezona kupa ile başladık, bu varan 1. Devamı da gelecek, özlenen 96-2000 Galatasaray'ı yakında vizyona girecek.

Karanlıkta olmaz dediler aydınlıkta da kaldırdık... Kupayı yahu :)
Related Posts with Thumbnails