Sayfalar

Galatasaray 2 - 1 Beşiktaş



Kendilerini dev aynasında görüp yerli Barcelona diye ortalıkta gezinen bir güruh vardı uzun zamandır ortada. Oyna(ma)dıkları oyuna bakmadan sağda solda ahkâm kesiyorlardı. 4 yıldır göremedikleri liderlik koltuğuna oturma hayalleri ile her hafta yanıp tutuşuyorlardı. Dün hiçbir şey olmadıklarını gördüler.

Henüz maçın başında saatler 19.03'ü gösteriyorken attığımız gol zaten makara için yeterliyken ilk yarının uzatmasında gelen ikinci gol ikinci yarı eğlence büyük olacak diye düşünmeye itti doğal olarak bizi.

İkinci yarıya yediğimiz şok golle başlamamıza rağmen devamında Sneijder ve Burak ile eğlenceye devam edeceğimizden emindik. Ta ki yardımcı hakemin görmediği bir tükürüğü ispiyonlamasına kadar. Oğuzhan denen karaktersizin oscarlık performansı sonucu ta fizandan tükürük damlası görebilen hakem müsveddesi takımı doğramak için fırsat kollayan Tolga Özkalfa'nın eline istediği kozu veriverdi. Burada Melo'ya yüklenenleri anlamakta zorlanıyorum. Birincisi adam tükürmedi, önce bu konuda bi anlaşalım. Sonra da Melo hep başını belaya sokuyor orada olmamalı konusuna gelelim. Bu adamı sahadaki arıza halleri ile sevdik biz. Rakibe bulaşıp sahada savaştığı için. Şimdi onu bu sevdiğimiz konu yüzünden yargılamamız iki yüzlülük oluyor biraz sanki. Adamın karakteri bu istesek de değişmez. Her maç kırmızı yeme potansiyeli mevcut ve bunu bilerek transfer edildi. Elin ezikleri Meyreleş her türlü pisliği yaptığı halde herifi savunurken, geçen seneki şampiyonluğun başrol aktörlerinden olan Melo'nun da savunulmayı hak ettiğini düşünüyorum.

Kırmızıdan sonra, Fatih Terim'in bu seferki gelişi ile kendisinde gözlemlenen değişiklik olan skoru koruma işini yine başarı ile gerçekleştirdik. Öyle ki, son yarım saatte pozisyon vermezken Hamit'in ağırlığından harcanan kontra ataklarlar farkı bile açabilirdik. Hamit demişken, maça çok iyi başladı ama sonrasında maçın sonuna doğru giderek kötüleşen bir performans izledik. Skoru korumadaki etkili aktördü belki ama skoru hem lehimize hem de aleyhimize korudu demek yanlış olmaz herhalde. Balta yerine Hamit - Aydın değişikliği acaba daha efektif olabilir miydi maçın sonunda?

Sneijder ilk maçında ürkek bir tavır sergiledi ki bu çok doğal. Yeni bir ülke, yeni bir kültür, yeni bir takım ve ilk maç. Görüntü olarak ürkekti ama bu kadar basit oynayan bir futbolcu uzun zamandır seyretmemiştim. Hani meşhur bir lafı vardır Cruyff'un; "Futbol basit bir oyundur, zor olan onu basit oynamaktır." diye. Lafı söyleyenle bunu yapanın aynı milletten olması tesadüf değildir herhalde.

Bir de Dentinho diye bir kişiliksiz katmışlar ki takıma 2 günde hemen kendilerine benzetmişler. Engin'in müdahalesinden sonra attığı taklalar ve kıvranmasına bakılırsa bir bacağı koptu, futbol hayatı bitti. Tamam takımına yaranmaya çalış eyvallah da olumlu bir şeyler yap önce de diğerleri belki görmezden gelinebilir. Hala takla atıyormuş diyorlar.

Bu sonuç ve Drogba transferi ile lig bitmiştir. 5 puanlık fark kapanmaz açılır. Kanatlılar da kudurduklarıyla kalırlar...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Cok dogru tesbit etmissin. Tukuruk zaten yok da.
Kimse demez mi aga, yavrum bi tanem oguzhancim, senin ne isin var Melo'nun dudaklarina o kadar yakinda. Cok ilginc!!
Ha ne olur, oguz'hanim'in icindeki bu dudak meraki elbet bir gun giderilir.
Ama yine de ben bunun calisilmis ve planlanmis bir hareket oldugunu dusunmekteyim. fernandes abiciginin daha olay olmadan hakeme kosusundan hersey belli.

Cem Erkan Duran dedi ki...

Melo zaten faulden sonra olay yerinden uzaklaşıyor ama Oğuzhan artık arkasından ne diyorsa sinirlenip geri dönüyor. Durduk yere neden dönsün? ya bir küfür var ya da bir hakaret. Ama görmediği tükürüğe kırmızı çıkaran hakem müsveddesi o anda duyma yetisini de yitirmiş olmalı. Tek başına iki maymun birden oynayabiliyor.

Related Posts with Thumbnails